Randevu Al

Merkür Balık’ta Retro Yaparsa

 

Geri Gelen Cümleler

Elif o sabah telefonu eline aldığında, yazdığı mesajın hâlâ gönderilmediğini fark etti.

Gece yarısı yazmıştı. Uzun uzun. İçinden geçen her şeyi ilk kez bu kadar açık söylemişti. Ama sabah olduğunda ekranın üst köşesinde küçük bir ünlem işareti vardı.

“Gönderilemedi.”

Bir an bunun teknik bir sorun olduğunu düşündü. Wi-Fi’yi kapattı, açtı. Telefonu yeniden başlattı. Ama mesaj hâlâ oradaydı. Sanki kelimeler gitmek istememişti.

Belki de gitmemeliydi.

Son birkaç haftadır hayatında garip bir tekrar duygusu vardı. Eski bir şarkı durduk yere çalıyor, yıllardır konuşmadığı biri rüyasına giriyor, kapattığını düşündüğü konular yeniden açılıyordu.

Ve şimdi… yazdığı bir cümle ona geri dönüyordu.

Mesajı silmedi.
Ama göndermedi de.

O gün Kerem’le buluştuklarında her şey normal görünüyordu. Ama ne zaman ciddi bir konu açılsa, cümleler bir yerlere çarpıp dağılıyordu.

“Ben onu demek istemedim.”

“Ben öyle anlamadım.”

“Zaten sen hep…”

Hep.
Asla.
Zaten.

Kelime seçimleri büyüdükçe aralarındaki mesafe de büyüyordu.

Elif bir anda fark etti ki Kerem’in söylediklerinden çok, kendi zihninin içindeki yankılarla konuşuyordu. Onun cümlesi, geçmişten bir başka cümleyi tetikliyor; eski bir kırgınlık bugünkü tonun üzerine yapışıyordu.

Sanki iki kişi değil, iki zaman konuşuyordu.

Kerem “Biraz zamana ihtiyacım var” dediğinde Elif’in kalbi hızlandı. Bu cümleyi daha önce de duymuştu. Başka bir yüz, başka bir şehir, başka bir hikâye… ama aynı cümle.

Ve o an anladı.

Sorun şu an değildi.
Sorun, geçmişin hâlâ konuşuyor olmasıydı.

O gece eve döndüğünde telefonunu yeniden eline aldı. Gönderilemeyen mesajı açtı. Okudu. Ve ilk kez fark etti: Yazdıkları Kerem’e değil, eski birine aitti.

Silmedi.

Ama düzenledi. Bazı cümleleri yumuşattı. Bazı kelimeleri çıkardı.
“Her zaman”ı sildi.
“Hiçbir zaman”ı da.

Sonra kısa bir mesaj yazdı:

“Sanırım bazı şeyleri geçmişle karıştırıyorum. Biraz durup düşünmek istiyorum.”

Bu kez mesaj gitti.

Cevap hemen gelmedi.
Eskiden olsa paniklerdi. Şimdi bekledi.

Beklerken şunu fark etti:
Asıl geciken mesaj karşı taraftan değil, kendi içinden geliyordu.

İnsan bazen en çok kendine yanlış anlaşılıyordu.

Ertesi gün konuştular. Her şeyi çözmediler belki. Ama ilk kez gerçekten duydular birbirlerini. Savunmadan. Acele etmeden. Eski defterleri bugünün masasına koymadan.

Ve Elif o gün şunu öğrendi:

Bazı dönemler hayat bilerek yavaşlatır iletişimi.
Mesajlar gecikir.
Planlar karışır.
Eski hikâyeler yeniden açılır.

Çünkü bazı cümleler gönderilmeden önce yeniden yazılmalıdır.

Ve bazı ilişkiler, ileri gitmeden önce biraz geriye bakmalıdır.

Bazen gökyüzü de böyle yapar.

Merkür geri gidiyormuş gibi göründüğünde, aslında zihnimiz geçmişle bugün arasındaki köprüleri onarmaya çalışır. Özellikle Balık burcundayken… sınırlar incelir. Eski kırgınlıklar bugünkü ses tonuna karışır. Söylenenle hissedilen aynı yerden gelmez.

Bu dönemler ilişkileri bitirmek için değil, anlamak içindir.
Hızlı kararlar almak için değil, iç sesi duymak içindir.
Haklı çıkmak için değil, aynı cümleyi daha doğru bir yerden kurmak içindir.

Çünkü bazen bir mesajın gecikmesi, bir ilişkinin kopması değil, olgunlaşmasıdır.

Pavitra Sense

 

Randevu Al